}); Fransızca Konu Anlatımı: Haziran 2018

2 Haz 2018

Fransızca ''Avoir Envie de'' ne demek?

Avoir envie de: Bu yapı Fransızcada -bir şey yapmak istemek, bir şey yapmayı canı istemek, -canı çekmek, bir şeyi arzulamak gibi anlamlar ifade eder. İngilizce bilenler için ''Crave'' fiilini referans gösterebiliriz.  Kullanım evresinde ise devamında bir isim(nom) ya da mastar(infinitif) bir fiil kullanırız. Avoir fiilini zamirimize göre çekimler ve yolumuza devam ederiz.


- J'ai envie de partir en Italie pour les vacances.
- Tatilde İtalya'ya gitmek istiyorum.

- J'ai envie de raconter des histoires différentes comme de jouer des rôles très différents, ça m'excite plus.
- Farklı rolleri oynamak gibi farklı hikayeler anlatmak istiyorum, beni daha çok heyecanlandırıyor.

- On est un couple très discret, on n'a pas envie de se montrer."
- Çok sağduyulu bir çiftiz, kendimizi göstermek istemiyoruz.

- Tu n'as pas du tout l'air d'avoir envie de manger.
- Hiç yemek istiyor gibi görünmüyorsun.

- Vous n'avez pas envie de partager ces informations?
- Bu bilgileri paylaşmak istemiyor gibisiniz?

- Il ne semble pas avoir envie de parler.
- Konuşmak istiyormuş gibi görünmüyor.

- Vildan a vraiment envie de chocolat.
- Vildan çikolata istiyor.

- Il fait chaud et j'ai envie d'une glace.
- Hava sıcak ve canım dondurma istiyor.

- J'ai envie de toi.
- Seni istiyorum. [aşk içerir]

- J'ai envie d'aller aux toilettes!
- Tuvalete gitmek istiyorum.


Sorularınızı yorum kısmında paylaşabilirsiniz.

1 Haz 2018

Fransızca ''Bien que'' Tanımı ve Örnek Cümleler

Fransızcada ''bien que'' -rağmen, -diği/dığı halde gibi anlamlar taşıyan, tabiri caizse Fransızca aleminde fonksiyonel olarak aranan adam niteliğinde olan dil unsurlarından biridir. Kullanımında ise şüphesiz SUBJONCTIF bilgisi ve uygulaması gerekmektedir. Fransızca içinde eş görevlilerinden örnek vermek gerekirse; ''malgrè/en dépit de''  kullanımlarından bahsedebiliriz. İngilizce için ise karşılık olarak ''although'' örneğini verebiliriz.  Türkçe anlamlarıyla birlikte birkaç örnekle biz de bu konumuzu kalıcı hale getirelim.

Bien qu'il fasse très froid, les élèves vont à l'école.
- Çok soğuk olmasına rağmen çocuklar okula gidiyorlar.

Bien qu'il soit inquiet, il n'en laisse rien paraître.
- Endişeli olduğu halde bunu hiç belli etmez.

Bien que tu sois très gentil, il n’est jamais content.
- Çok nazik olmana rağmen bundan hiç memnun değil.

Bien que les jeunes soient inquiets pour leur avenir, ils restent positifs.
- Gençler gelecekleri konusunda endişeli oldukları halde, pozitif kalıyorlar.

- Mon collègue n'a pas accepté l'invitation bien qu'il ait le temps.
- Arkadaşım vakti olduğu halde daveti kabul etmedi.

Bien que les enfants aient réussi leur exercice, ils n'ont pas été récompensés.
- Öğrenciler alıştırmalı başarıyla bitirdikleri halde ödüllendirmediler.

Bien qu'il fasse très beau, nous avons pas envie de sortir! 
- Hava çok güzel olduğu halde canımız dışarı çıkmak istemiyor.

- Puis-je changer mon billet, bien que je l’aie acheté en promotion ?
- Biletimi promosyon olarak almış olmama rağmen değiştirebilir miyim?

- Bien que le cuisinier ait changé, le restaurant n’a pas perdu de clients.
- Aşçısını değiştirmesine rağmen, restoran müşterilerini kaybetmedi.


⧭ Pekala ''bien que'' kullanımı hususunda aşağıdaki iki cümle için bir farklılık olduğunu söyleyebilir miyiz?